2011 Dileklerim... 12/31/2010 01:31:00 ÖÖ

Hayatimda ilk defa yeni yil icin dileklerimi yazmak istiyorum. Galiba biraz uzun bir liste olacak :)


- Hamilelikte aldigim kilolarin hepsini vermekle kalmayayim 5 fazlasini vereyim.
- Biran evvel kolik aglamalarimiz sona ersin. Hatta anne karninda tedavisi bulunsun, tip dunyasinda yeni bir cigir acilsin.
- Bizim kizla yuzmeye baslayalim, sonra oynayalim, eglenelim, kosalim, cosalim, en guzel seyler onunla olsun.
- Bundan sonra eve aldigimiz hicbirseyi iade etmek zorunda kalmayalim. Hepsi dogru duzgun gelsin, cuk diye de otursun.
- Norvec son 50 yilin en sicak ve kuru kisini gecirsin. Hatta yazi da son yuzyilin en sicak yazi olsun, ortalamasi 28i bulsun!
- Itili alayim ve bunun uzerine patron "aferin, maasini 2 katina cikariyorum!. Hatta istediginde evden calis, hatta iznini de 60 gune cikardim" desin.
- Bundesliga 2011-2012 sezonu tatil ilan edilsin! Ama benim maasim 2 kati olmaya devam etsin.
- Turkiyeye gittigimde gormek istedigim herkesi goreyim, yemek istedigim herseyi yiyim. Yemek istediklerimi sayiyorum. Lahmacun, Adana, Gavurdagi salata, Raki-balik ikilisi, yaninda da muhabbet olsun lutfen, Kunefe, Pelitten milfoy, Venusten profiterol..neyse saymakla bitmiycek, gectik!
- Sweet-chilim yan gelip yatmasin ama cok da calismasin ama maasi da katlansin!
- Galatasaray lig sonuncusu olsun, akli basina gelsin.
- Sivilcelerim gecsin, bebek gibi puruzsuz bir cilde sahip olayim.
- Norvec'ceyi artik cidden ogrenmeye baslayayim.
- Gecen sene heveslendigim paten kaymaya bari bu sene baslayayim. Bu kis gecti ama gelecek kisa artik su kayak isini de bitireyim lutfen.
- Bekar arkadaslarimin hepsi bu sene evlensin, kocalari onlari, onlar da kocalarini cok sevsin. Cocuksuz olanlar da hamile kalsin (yani isteyenler)! Hamis olanlarda saglikla kucagina alsin bebisini.
- Sweet-chilim bana ilk gunku gibi asik olsun tekrar, bende ona :))
- Bir anda sihirli bir degnek degsin bana, yemek yapmak eziyet olmasin, yaptigim her yemek tadindan yenmez olsun.
- Norvec Turk doktorlara ev, is ve bol para versin. Norvecte saglik devrimi yapsinlar!
- Norvecte vergiler yari yariya insin. Bu arada mortgage faizleri de dussun.

Neyse bos ve desteksiz dileklerde bulunmadan bu listeyi sona erdiriyorum. Kisa ve oz olarak, esim, kizim ve tum ailemiz icin en basta saglikli (buyuk harflerle SAGLIKLI), huzurlu ve nese dolu bir yil diliyorum.

Hepinize iyi seneler...

Mesleginiz: Ev Hanimi 12/19/2010 07:56:00 ÖS

Ev hanimligi basli basina bir meslektir!

Gorev ve sorumluluklari arasinda cocuk bakmak, yemek yapmak, temizlik yapmak, bulasik yikamak, utu yapmak, alis-veris yapmak vardir. Ayrica gerektiginde priz tamir etme, ampul degistirme, esya monte etme, hatta araba yikama da sorumluluklarina eklenebilir.

Bu sorumluklarin yani sira prezentable olmali (kesinlikle cok onemli!!!), ulkesindeki ve dunyadaki kulturel ve sosyal gelismeleri takip etmeli, kitap okumali, kendini gelistirmeyi amac edinmeli ve hatta hobileri olmali (ornek; spor, orgu vs)

Analitik dusunce yapisina sahip olmali, hem bireysel hem de takim calismasina yatkin olmali! Insan iliskileri iyi olmali tabi ki, konu komsuyla, cocugu, kocasi, annesi, kaynanasi ile iyi gecinmeli.

Farkli ozellikler gerektirir ki herkes yapamaz! Ornegin, utu yapmakla yemek yapmak birbirinden cok farkli islerdir.

Multi tasking calisma yetenegine sahip olmali. Farkli isleri ayni anda yapabilmeli. Ornek; utu yaparken yemekte yapabilmeli, bunu yaparken ne utuledigini, ne de yemegi yakmali. Tabi bu isleri yaparken ayni zamanda alisveris listesini kafasindan yapabilmeli.

Eli cabuk olmali. Oyle yavas yavas yaparsa hicbir is bitmez!

Isin inceliklerini bilmeli. Ornek; yemegin tuzu fazla kacarsa ne yapilir? Dusa kabindeki sabun, su lekeleri nasil cikar? Bebegini bitmeyen bir hickirik tutarsa ne yapilir?...

Tecrube en buyuk value-add'dir! Annenin veya anneannenin yaninda staj yapmis olmak, hatta kucuk kardeslerine ablalik yapmis olmak cok ama cok onemlidir.

Ev hanimligini issiz diye nitelendirmek ve/veya kucuk gormek en buyuk ayiplardan biridir. Bu meslegi bu sekilde degerlendiren kisi en buyuk 7 gunahtan birini isler! Iste bu kadar...

Gunler geciyor... 12/13/2010 02:47:00 ÖS

Tasinma, yerlesme islerimiz simdilik sona erdi. Tabi hala bekledigimiz esyalarimiz var, ornegin halimiz 8 hafta sonra gelecek ve daha da almamiz gereken birkac sey var. Ama demek istedigim artik biz evin icinde yerlestirme, monte/ demonte isleri ile ugrasmadigimiz icin rahatladik. Sanki bizim kucuk cadi da bizle beraber sakinledi.
Gecen hafta mudurumle donus planlarimi konusmak uzere gorustuk. Ev hayatina o kadar gomulmusumki, bundan cikip is konusmak kolay olmadi. Ama bana iyi geldigi muhakkak. Guzel olan dondugumde tekrar ayni isimi alabilecegimi duymak oldu. Gerci daha cok vakit var tekrar ise donmeme. Aslinda bir-iki kisinin kurdugu ufak bir start-up'tan hizla buyuyen bir sirkete donusmenin tum zorluklarini yasayan is yerimde her an her sey olabilir, o yuzden bu konuda konusmayip susuyorum artik!

Burada Christmas yani Norvec'ce Jul heyecani tum hizi ile devam ediyor. Insanlar heyecanli, mutlu. Julabord dedikleri Christmas yemekleri, sirket eglenceleri yapiliyor. Tum magazalarda kirmizi yilbasi hediyeleri, tum evlerin camlarinda, sokaklarda isil isil suslemeler insanin icini aciyor. Bizde astik susumuzu kapimiza. Bu arada yilbasina kadar pazar gunleri de heryer acik. O kadar guzel birseyki, pazar gunleri alisveris yapabilmek, degerini bilmek lazim :)
Kisacasi karanlik ve soguk Aralik ayi Christmas ve yilbasi heyecani ile aydinlanip isiniyor. Ben simdiden Ocak ayini dusunmeye basladim bile. Karanlik, soguk ve uzun Ocak ayi! Tum suslemelere ragmen yine de gordugunuz gibi simdiden sehir terkedilmis gibi...

Norvec'te kis, do-nu-yo-ruz! 12/05/2010 02:27:00 ÖÖ

Bu Norvec'te gecirdigimiz 3. kisimiz olacak. Ilk geldigimiz sene en fazla -10 olmustu. Gecen senede en soguk -19 oldu, o da birgun falan. Ama Subat ayi tamamen sifindan altinda gecmisti. Herhalde daha kotusu olamaz derken bu yil, son bir ay beni hayal kirikligina ugratti bile. Kasim'in basindan beri havalar hep eksilerde, hic sifirin ustune cikmadigi gibi bugun -15'i buldu. Daha simdiden boyle ise Ocak, Subati dusunemiyorum bile. Bu Kasim yuzyilin en soguk Kasim ayi olmus. Dusunsenize su anda yasayan hicbir Norvecli bu kadar soguk bir Kasim ayi yasamamis. Yalniz bizde de ne sans varsa geldigimiz ilk sene icin son 20 yilin en cok kari yagdi demislerdi. Gecen sene Subat ayi icin ise son 40 yilin en soguk Subati demislerdi. Simdi de son yuzyilin en soguk Kasimi oldu. Seneye de Ekim ayindan bir cikis bekliyorum ben. Bakalim nolacak!
Bugun bir karar verdim, mecbur olmadikca -12nin altinda kizi disari cikarmiycam. Niye 12 derseniz, bilmiyorum. Belki bugun biz cikarken -13 oldugu icindir. Ama gercekten soguktu. Daha da cok kucuk zaten. Gerci burda -10'a kadar yuvalarda cocuklari disarida uyutuyorlar ama ben tirsiyorum. O kadar da degil, en azindan henuz degil.
Bu arada lutfen biri bana durustce bir cevap versin, bebeklerdeki gaz olayi cidden ne zaman sona eriyor? 3 ay diye okudum, dogru mu bu, umitleneyim mi yakinda bitecek diye?

Zor gunler 11/26/2010 03:13:00 ÖS

Bu telaslar hic de tatli telaslar degilmis. Kucuk bir bebegin varken tasinma isi tam bir iskenceymis. Bir de hic esyamiz yok, iki uc seferde gotururuz diyorduk ama hic oyle olmadi. Birimizin de, yani benim, hep bebekle kalmak zorunda olmasi isleri iyice zorlastirdi. Bu aralar iyice sinirlerimiz yiprandi acikcasi. Sabir sabir diyorum baska birsey demiyorum.
Neyse, bir sekilde attik kendimizi eve ama bu seferde esyamiz yok. Ne almaya kalksan en az 3 hafta teslimat suresi veriyorlar. Aklina yatan uygun fiyatli birsey bulmakta cok zor. Bu sogukta bebekle magaza magaza da gezemiyorsunki. Ornegin perde. Camlarimiza standart perdeler uymuyor. Ozel yapim perde nerdeyse 20bin krone ve en az 3 hafta teslim suresi. Soyle bir hesap yaptik, ucaga atlayip Turkiye'ye gitsen butun evin perdesini alip gelsen, hem daha ucuza geliyor hem daha hizli oluyor. Gozunu sevdigimin Turkiye'si diyorum yine.
Sizde bana sorarsiniz dimi o zaman; "bu kadar sikayet ediyorsun, e ne isin var daha orda?!?" diye. Ne diyim bilmemki.

Haberler... 11/19/2010 05:20:00 ÖS

Bu aralar tatli telaslar icindeyiz. Sonunda bir ev almayi basardik, simdi tasinma, esya alma gibi islerle ugrasiyoruz. Bu sefer ne olduysa oldu, bu ev denk geldi. Daha once yazdigim zorluklari asip ihalenin sizde kalmasini sagladiysaniz kalan surec basit. Emlakci ile bankaciniz aralarinda konusup anlasiyorlar. Sizin birsey yapmaniz gerekmiyor. Emlakci posta ile sozlesmeyi gonderiyor, imzalayip geri postaliyorsunuz. Birgun de bankaya gidip mortgage sozlesmelerini imzaliyorsunuz ve evin anahtarlarini teslim almadan 1 gun once eger pesinat veriyorsaniz bankada olmasini sagliyorsunuz. Hepsi bu!
Bu arada Oslo'ya da gercek kis gelmis bulunuyor. Son 10 gundur surekli eksilerde, hatta haftaya -11 bile gosteriyor hava durumu. Yine yanlis tahmin olmasini umuyorum hatta dua ediyorum. Eger simdiden -11 olacaksa, Ocakta Subatta nolacak tahmin bile edemiyorum. Izinde olduguma sevineyim mi, uzuleyim mi bilmiyorum. Bebegimiz henuz ufak, bu kadar sogukta disari cikarmak cok mantikli degil, o yuzden eve kapanip kalicam herhalde. Ama diger yandan da birara uzun bir Turkiye tatili yapip kisin bir kismini es gecebilirim.
Burada Christmas telasi baslamis durumda. Her yerde hediyelikler, kirmizi esyalar, mumlar, cam agaclari, susler falan. Insanlarda da bir alisveris cilginligi ve yuzlerinde bir heyecan var. Sirketlerin christmas yemekleri, arkadas toplantilari falan baslamis durumda. Bende bugun bizim sirketin yemegine gidicem bakalim. Bu heyecan gecsin, yeni yila girilsin, insanlarin bunalim gunleri baslar. Karanlik uzun gunler, asik suratlar...
Norvecli bir arkadasin kiz arkadasi simdi hamile. Bana cocuk sahip olmanin 'no problem' oldugunu soylersin diye umuyorum diye yazmis. Ben de cevap olarak eger sabir tasi olabilirsen, fedakarlik yapabilirsen, sinirlerine hakim olabiliyorsan.... diye baslayip devam edecekken durdum. Cocugun moralini bozmayayim dedim :)
Herseye ragmen, yani soguga, telasa, yalniz olmaya, her aksam yasadigimiz aglama krizlerine ragmen, Norvec de, bebek sahibi olmak ta cok guzel....

Norvec'te oturum izni 11/04/2010 11:43:00 ÖS

Norvec'te 1 senelik oturum izni almak icin bir firsat daha var. Bunu bir yerde okumustum ama bugun  vize kuyrugunda tanistigim birinden teyidini de aldim.
2010'da cikan bu yeni yasaya gore skilled worker niteliklerine sahip kisiler is bulamasalarda Norvec'te 1 senelik oturum izni alabiliyor, bunun on sarti Norvec'ce ogrenmeye baslamak, skilled worker niteliklerine sahip olmak. Bu arada bir is bulup vize tipinizi degistirebilirsiniz.
Adamlar boyle birsey cikarmislar cunku kalifiye adama ihtiyaclari var. Bir yandan multeci veya isci alimini zorlastirirken bir yandan kalifiye kisilerin gelmesini kolaylastiriyorlar. Nedeni bence cok basit. Hem genc nufusun azligi hemde burda okuyan sayisinin azligi. Niye okuyayim ki diyolar cunku, sonucta kac para fazla maas alcam diyor. Maaslar arasi cok fark yok zaten, birde ne kadar gelir o kadar vergi olunca sonuc bu oluyor. Neyse, ayrintilar http://www.udi.no/'da.

70li yillarda Norvec 10/16/2010 09:27:00 ÖS

Gecenlerde Norvec'e 70li yillarda tasinan birinin anlattiklarini buraya yazmadan gecemiycem.

Oslo'nun yarisindan fazlasinda birbirine cok benzer tipte 4 katli apartmanlar var. Bu apartmanlar 50li yillarda 2. dunya savasi sonrasi devlet tarafindan insa edilmis. Bu evler disinda da 1900lu yillarin baslarinda yapilan eski tas binalar var.

76 yilinda onlar buraya geldiklerinde bu tip evlerin hicbirinde tuvalet yokmus. Merdiven bosluklarinda ortak tuvaletler varmis. Dikkat edin, tuvaletten bahsediyorum, banyodan degil! Insanlar sabahlari kalkip mutfak lavabosuna doldurduklari suyla yuzlerini falan yikarlarmis (akan su degil, lavabonun icinde biriktirilen su). Ayni yerde yemek yapiyorlar bu arada.

Haftada bir de umumi banyolara, yani bizim bildigimiz hamamlara gidip yikanirlarmis. Tuvaletler hep sonradan yapilmis bu evlere. Bizde diyorduk niye bu evler boyle yamuk yumuk.

Dusununce diyorum ki o zamanlar Turkiye burdan daha ilerdeymis, en azindan Istanbul ileriymis. Zaten bu Avrupalilar tuvalet isini hacli seferleri sirasinda dogudan ogrenmemis mi? Hatta dediklerine gore Fransizlarin parfumu kesfetmelerine neden pis koku imis.

Artik tum bunlar dogru mu yalan mi bilemem, ordan burdan duydugumu yazdim...

Bekleyis sona erdi... 10/11/2010 04:47:00 ÖS

Bekleyis sona erdi ve Eda kizimiz aramiza katildi. Evin tek odak noktasi da o oldu haliyle. Artik vaktin nasil gectigini anlamaz oldum. 3.5 haftalik oldu bile. Norvec'te bile gunler hizla gecmeye basladi dusunun :)

Bundan sonra burda beraberce neler yasadigimizi yazabilirim. Ornegin Norvec'te dogum, hastane, doktor isleri, kisacasi saglik sisteminden baslayabilirim yazmaya. Burda en cok sikayet ettigim konu bu.

Daha once bahsetmistim hersey normal diye burda, bende normal dogumu bekliyordum. Sancilar basladiginda hastaneyi aradik, gelin dediler, gittik, evet baslamis dogum ama uzun da surebilir diyip, bizi eve geri postaladilar. 2 saat sonra dayanilmaz hale gelince tekrar gittik. Bu sefer yatirdilar hastaneye. Bir ara dayanamayinca epudral istedim, doktor mesgulmus gelmedi. Bugun oldu daha uzman doktor yuzu gormedim. Hep ebeler ve aile doktoru. Ben kendim ozel doktora gittim tabi. Neyseki sag salim atlattik bu sureci. Bu arada soylemeden gecemicem. Dogum sirasinda baba da bir fiil ebelik yapiyor. Yani oyle kadin icerde dogum yaparken hastane kapisinda sigara icip bekleyen baba adaylari yok burda!

Hastanede dogumdan sonra 2 gece hastanenin oteline aliyorlar, babayla beraber. Orda ebeler yardimci oluyorlar. Nasil emzirilir, alti degisilir vs. anlatiyorlar. Bu kismi gercekten guzel. Bebek dunyaya geldikten sonra, bir tek 2. gunde hastanede 2 dakika bir cocuk doktoru muayene etti o kadar. Ama 6. haftada bir doktor muayenesi daha olacakmis. O zamana kadar gerekirse yine ebelere basvurmak gerekiyor.

Dogumdan sonra cildim iyice kotulesti. Bir cilt doktoruna gitmek istedim. Ilk once aile doktorundan sevk aldim. Ondan sonra doktor aradim- Neyse birini tavsiye ettiler, bana verdikleri randevu tarihi 22 Aralik. Yok dedim ben ozel istiyorum, sevkle falan gelmiycem, yine ayni tarih. Baska bir doktor, yine ozel randevu, Ekim sonu. Sonra bir baskasi telefonlari bile acmiyorlar. Neyseki ancak 10 gun sonrasina bir randevu alabildim bir baskasindan. Kisacasi burda doktor bulmak cok zor!

Artik ne diyim hakkimizda hayirlisi :)

Edalim senin yuzunden bu halim 9/14/2010 03:50:00 ÖS

Uzun zamandir beklemedeyim. Annemler de geldi hep beraber oturmus bekliyoruz. Bir amac icin burda olduklarindan sanirim onlar da yavas yavas sikilmaya basladilar. Yazligi birakip, oy bile kullanamadan buraya  surukledim onlari buraya. Ama napiyim 2 hafta once gelir dediler. Neyse ki havalar iyi gidiyor Oslo'da. Hatta su an babam balkonda gunesleniyor...

Eger annemler gelmeseydi ben de evde bayagi bir sikilacaktim sanirim cunku hem hareketlerim kisitlandi, hem de cabuk yoruluyorum. Aldigim kilolari, davul gibi sisen ellerimi ayaklarimi, korkunc sivilcelerimi gordukce de moralim bozuluyor. Edalim senin yuzunden bu halim diyip, arada "hadi artiiiiiik !!!" diye durtesim geliyor :)

Isten uzak olmak hem guzel hem kotu. Sanki kendimi dislanmis hissediyorum. Gecenlerde bir sirket toplantisinda yeni organizasyon chartini koymuslar, benim ismim yok. Bayagi bir bozuldum tabi :) Ama sonucta izinden donunce hangi bolumde ne olarak basliyacagim belli degil, o yuzden nereye yazacaklar ki benim ismimi.

Bu arada %100 maasla, 10 ay (46 hafta) olan dogum iznine babaya verdikleri 10 haftalik izin ve dogum oncesi ciktigin 3 haftalik izin de dahilmis. Yani 10 ay oluyor sana 33 hafta yani 8 ay gibi birsey. Benim butun hayallerim suya dustu tabi. Butun yaz tatilini Turkiye'de gecirmenin hayallerini kuruyordum. Ama neyse bunlarin hicbiri onemli degil.

Su an tek onemli olan sey edali bebisin sagsalim aramiza katilmasi....

Izin 9/01/2010 06:59:00 ÖS

Sonunda izne ciktim. Zaman ne cabuk geciyor, ama sadece geriye donup baktiginizda. Norvecteki bir cok anne adayina gore daha uzun calistim. Kanunen 37. haftada izne cikilabiliyor ama genelde doktorlar rapor vererek daha erken cikmalarini sagliyorlarmis. Gerci ben de son 20 gun %50 calismanin keyfini cikardim. Yani yarim gun calistim.

Bugun 46 haftalik dogum iznimin 2. gunu. Aslinda 46 haftanin hepsi benim degil. 10 haftasi da babasinin izni. Yani benimki 36 hafta. Naapsamda uzatsam, yazi da izinli gecirsem diye dusunmeye basladim simdiden :) Biliyorum bunlari dusunecegime once saglikli bir bebek dunyaya getirmeye konsantre olmaliyim....

Bu arada gecen gun Finlandiya'dan bir annenin bloguna rastladim, Mila's Daydreams. Kizinin ruyalarini hayal edip, uyurken fotografliyor. O kadar ilgincki. Cok hosuma gitti, hatta bayildim!!!!. Buna my maternity leave hobby diyor.


Guzeller ama degil mi? Ne kadar guzel insanlarin yetenekleri, yaraticiliklari olmasi ve bunu bir sekilde ortaya cikarip gosterebilmesi. Bu izinde acaba ben de hic bilmedigim bir yanimi ortaya cikarabilir miyim? (cok umutsuzum bu konuda bakmayin siz bana...)

Norvec'te Ev Almak 8/24/2010 05:53:00 ÖS

Yoksa basligi "Norvec'te Ev Al(ama)mak" olarak degistirsem mi diye dusundum simdi. Cok zor bir is burda ev almak. Bayagidir ugrasiyoruz, deniyoruz ama yok olmuyor. Gerci Norvecliler cok kolay aliyorlar. Bi kere ev arama safhasina gecmeden once bayagi bir safhadan gectik. Bir suru ayrinti var bilmek gereken.

Once bir banka ile anlasmak lazim. Biz Norvec vatandasi olmadigimiz ve henuz perminent resident da olmadigimiz icin bankalar 100% morgatge vermiyor. Su anda faizler dusuk oldugu icin Norveclilerden 10% pesin isterken bizden 25% istiyorlar. Bir cok Norvecli ailesini kefil gostererek 10% da vermeden alabiliyor ev. Ama bizde o da yok tabi. Sadece bir banka 25%den daha az vermeyi kabul etti. Bizde onlarla anlastik. Yani ev almaya kalkarsak o bankadan alicaz mortgage'i.

Bu is tamam dedik ama bu sefer anlamadigimiz bir suru terim cikti karsimiza. Bayagi ders calisir gibi mesai harcadik anlamak icin. Nedir bunlar; Andel, Selveir, Akesje, Fellesgjeld, Verditaks vs vs.

Eger ev Andel ise, kat mulkiyeti gibi dusunebilirsiniz. Selveir ise ferdi tapu gibi dusunebilirsiniz. Eger Akesje ise ortak tapu. Yani bunlar benim benzetmelerim yoksa farkli aciklamalari var tabi ama emlakcilar bile dogru duzgun aciklayamiyor tam farki.

Selveir olmasi iyi tabi ama o zaman da devlete ev fiyatinin %2.5i kadar vergi veriyorsunuz. Ama Andel ve Akesje de bu vergi yok.

Bu arada fellesgjeld denen bir sey var. Evin borcu. Yani eve yapilmis olan masraflar olabilir, dis izolasyon, cati gibi falan. Bu rakami da evin fiyatina eklemek gerekiyor. Ve eger ev Andel ise borcunuz diger komsularla ortak, yani yandaki adam odemezse sorumlu sensin. Eger Selveir ise sadece kendi borcundan sorumlusun. Bu borcun yuksek olmasi risk tabi. Bankadan alabileceginiz mortgage miktarini da etkiliyor. Bazi evlerde ozel sigorta yapilmis. Karsi komsudan sorumlu olmamak icin, bunun da ayrica bir adi var. Bu arada bazi evlerde bu borcu pesin odeyebilirken bazilarinda illa taksitle az az oduyorsun, bu arada yeni bakimlar yapiliyor ve bu borc hic azalmiyor. Bunun da ayrica bir adi var.

Verditaks denen sey de evin market degeri. Yani ev sahibi 3 istiyor olabilir ama evin degeri 3.1 veya 2.9 olabilir. Yani aslinda market degeri degil ev sahibinin istedigi rakam onemli.

Baska bir sey daha; burda Obos dedikleri bir yonetim var, artik ne is bilmiyorum, devlete de bagli galiba, bizim Toki benzeri bir sey sanirim. Bunlar evlerin bakimlarini falan yapiyorlar, satiyorlar vs. Bu kurumun bir de uyeleri var, disardan para odeyerek uye olunabiliyor yada bu yonetimden ev almis olmak gerek uye olmak izin. Neden bunu anlattigimi birazdan anliycaksiniz.

Burda evler acik arttirma ile satiliyor. Siz kafa kafaya orda adamin biri ile fiyat arttirmaya girmissiniz ve ev sizde kalmis olabilir. Ama hala evin sahibi degilsiniz. Cunku bu sefer bu Obos uyeleri devreye giriyor ve belli bir sure icinde sizin verdiginiz fiyatin aynisini verip evi bi guzel elinizden aliyor. Resmen basimiza geldi!  Asagida resimde gordugunuz evi son 1 saat kala adi bir Obos uyesi  aldi  bizden!



Acik arttirmalar korkunc, insani resmen cileden cikarir. Bazilari 5-10 arttiriyor, bazilari 50-100 bir gaz gidiyor. Bu da basimiza geldi. Ne fiyat versek 5 ustunu verdi karsi taraf, en sonunda sikildik, yeter al senin olsun dedik.

Baska bir maceramiz daha oldu, eve fiyat veren olmadi. Biz istenen fiyatin az altini verdik. Ev sahibi kabul etmedi. Bizde tamam dedik, istedigi fiyati verdik, yine kabul etmedi. Adam acik arttirma olacak millet kapisacak evi degerinin cok ustunde satacak hesaplarinda tabi ama sans iste cikmadi taliplisi. Kabul etmeyince biz de kendi kendimize fiyat arrtirmadik, al evini istemiyoruz dedik. Bir hafta sonra bizim verdigimiz fiyata baskasina satti salak.

Ve boyle boyle hala birsey bulamadik. Su anda Oslo'daki ev fiyatlari korkunc yukselmis durumda ve market resmen delirmis halde. Her ev en az 200-300 bin krone artiyor. Norvecliler delirmis gibi fiyat arttiriyorlar. Evin ederi ne diye bakmiyorlar. Resmen kumar oynuyorlar ama bu konuda da hic bir endiseleri yok, sirtlarini dayamislar devlet babaya. Odeyemese nolur ki, devlet bakar! Bosu bosuna bu kadar vergi almiyor, bakacak tabi diyerekten...

Biz de vazgectik daha dogrusu erteledik bu isi istemeyerek de olsa. Istemeyerek cunku kira odeyerek girdigimiz zararin disinda, bu sekilde her gecen sure bizi buraya daha uzun sure bagliyor. Cunku ev alinca 2 sene icinde satamiyorsun cunku devlet sattigin fiyatin %40ini bir guzel elinden aliyormus. Ayrica 6 ay boyunca kiraya da veremiyorsun. Yani Turkiyedeki gibi ev alip, icini yapip satma yada ev al- kiraya ver gibi ev ticareti yapamiyorsun. Aslinda bu acidan takdir ediyorum sistemi ama diger her yonu ile tam bir iskence.

Not: bu yazi bence cok faydali oldu :)) biz butun bunlari ogrenene kadar bayagi bi ugrastiydik...

Sismanlar Guzeldir 7/31/2010 10:18:00 ÖS

Can Dundar'dan Sisman'lar Guzeldir...

http://www.milliyet.com.tr/sisman-guzeldir-/can-dundar/guncel/yazardetay/31.07.2010/1270580/default.htm

Hem sisman hem sivilceli olanlar daha da guzeldir :))

Norvec'te Yasamak -2- 7/20/2010 04:30:00 ÖS

Kurulu duzeni, isi gucu birakip Norvec'e gelmeye degermi, maddi manevi tatmin eder mi, sosyal yasam nasil gibi sorulara cevap vermeye calistim gecenlerde. Pek bi zorlandim cidden... yazdiklarimi buraya da koyayim dedim....

"Biz buraya geldigimizde 3yillik evli, kurulu duzeni olan, iyi isleri olan tiplerdik. Hala bazen pisman oluyoruz, ne isimiz var burda diyoruz. Bazende iyiki gelmisiz diyoruz. Degisiyor yani.

Bence IT sektorunde olunca daha kolay is bulmak. Ingilizce genelde yeterli oluyor. Is ilanlarina www.finn.no adresinden bakilabilir.

Eger outdoor sporlari seviyorsaniz, bisiklet, kayak, snowboard vs. yapiyorsaniz burda sikilacaginizi zannetmiyorum. Kisin herkes kayiyor burda, en buyuk zevkleri. Yazinda dag evleri, bisiklet, balik tutma,
yuzme vs. Ama yaz deyince akliniza Turkiyedeki yaz gelmesin. 2-3 hafta falan sicak yaz oluyor, sonrasina parcali bulutlu denilebilir. Sosyal hayat daha cok sportif faaliyetler ve cuma, ctesi geceleri evde
baslayan barda sonlanan ickili geceler. Hava biraz sikici, kisin cok erken karariyor, 15.30 gibi. Yazinda gece 11.30 gibi. Ama dedigim gibi havanin durumu sizin ne kadar faal oldugunuza gore degisir.

Rahat hayat tabi goreceli. Eger duzgun bir ev ne biliyim iste 2 yatakodali bir ev, yolda birakmayan bir araba, haftada 1-2 disarida yemek (burda hergun disarda yemek gibi bir luks yok malesef), 2-3 ayda bir haftasonu kacamagi, yilda 1-2 uzun ama mutevazi tatil ise rahat hayat, o zaman burda yillik kazancin 500-600 bin krone arasinda olmasi yeterli. Bu vergi dahil rakam. Ama dedigim gibi oturacagin semte, yiyecegin restauranta, binmek istedigin arabaya gore hepsi degisir.

Ama burda ticaretle ugrasanlar haric hemen hemen herkes birbirine yaklasik paralar kazaniyor, Fakir yok, yani kimse aclik cekmiyor, herkes belli bir standartta yasiyor. Burda Turkiyedeki gibi luks hayatta yok. O pahali magazalar, markalar, sik alisveris merkezleri pek az hatta yok. Hersey daha mutevazi, hatta kohne. Istanbulda ne ararsan istedigin anda bulabilirsin ama iste burasi oyle degil. Eve gelen temizlikci kadinlar, ucuz kuru temizlemeciler yada 20tl.ye aldigin pantalonun pacasini bedavaya kisaltan magazalar yok. Bir suru is basa kaliyor.
Norvecliler cok iyi insanlar. Cok yardimcilar. Hepsi ingilizce biliyor ve konusuyor. O acidan sikinti yok ama yine de Norvecce ogrenmek gerek eger kalici dusunulurse. Ayrimciliga hic rastlamadim ama bazi bolgelerde
yasayanlar olmus.

Norvecte 6 aylik deneme suresinden sonra birini isten cikarmak cok zor, sosyal haklar cok fazla, calisanlar genelde hakli. Coluk cocuk dusunenler icin, 10 ay anneye, 10 hafta babaya izin var. Bu bir cok Avrupa ulkesine gore buyuk bir sosyal hak.

Bence sorunlu olan kismi tum Avrupa ulkeleri gibi istedigin doktora istedigin zaman gidememen. Aile doktoruna gidiyorsun once. Turkiyede ozel saglik sigortasi olunca, istedigin doktora istedigin zaman gidiyorsun. Hatta simdi ozel sigortaya da gerek yok bildigim kadariyla. Ozel hastaneler, doktorlar cok iyi. Burda malesef o yok. Ya aile doktoruna gitcen (ben her gittigimde en az 1 saat bekledim, randevum olmasina ragmen), yada acile gidicen, eger gercekten acilse bekletmiyorlar sanirim.

Yani kisaca iyi yanlari da var, kotu yanlari da. Huzurlu sakin bir hayat istiyorsaniz burda bulabilirsiniz. Ama bunlarin hepsi kisiden kisiye beklentiye gore degisir tahmin edersiniz. Kurulu duzeni bozmaya degermi, sizi tatmin edermi karar vermek size kaldi :) "

Meral Teyze 7/11/2010 09:10:00 ÖS

Meger Meral teyze ne kadar da hayatimizin bir parcasiymis. Gercekten hic farkinda degildim. Annemin liseden beri arkadasi, aile dostumuz Meral teyze ve Sacit amcayi herhalde en az haftada bir kez gorurdum. Meger ben kalkip Norveclere gelirken annemi babama ve Meral teyzeye emanet etmisim hic farkinda olmadan. Simdi sanki sandalyenin bir ayagi kirilmis gibi hissediyorum, Meral teyze bir kalp krizi ile veda edince hayata. Cok uzgunum ve burda kendimi caresiz hissediyorum, herseyden herkesten cok uzakta.

Takiliyorum oyle boyle... 6/30/2010 10:57:00 ÖÖ

Ayaklarim puf borek
Yuzum sira (yanar)daglar
Kollarim biber dolmasi
Saclarim yele
Gobegim pitir pitir
Ellerim yumuk yumuk
Aklim pir pir
Kalbim kipir kipir
Canim sweet-chili

takiliyorum iste boyle :)

Aşk Bir Kıyamama Halidir 6/22/2010 10:26:00 ÖS


Meral Okay - Aşk Bir Kıyamama Halidir
"Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman'ın eşyaları var...Küçük küçük... poşetlerle sızmıştı. Aşk bir sızma halidir... Yaman o kadar temiz bir adamdı ki ona kızamazdınız. Bir o kadar da yiğitti. Ben derdim ki; bu adam ne zaman yorulacak! Meğer acelesi varmış...Herşeyi o kadar yoğun, hızlı ve coşkulu yaşıyor ve yaşatıyordu ki büyüleyici bir şeydi bu. Ben köşeleri çok olan bir insandım. Yaman beni eğitti... Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden 'biz' olabilme halidir...İnsan egosu denetlenmesi en güç şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz...Biz birbirimize karşı çok saygılıydık... Eee bazen de sıkılırdık, hele üç beş aydır bir aradaysak birbirimizin gözüne bakardık, önce kim gidecek diye, böyle nefes molaları da verirdik...Döndüğümüzde yepyeni bir enerji ve hasret bekliyor olurdu bizi... Aşk bazen de bir kıyamama halidir... Şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim, o benden daha iyi bir insandı...O kadar bebek, o kadar adam, o kadar temiz, onun kadar beklentisiz, onun kadar temiz yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Buradan bir öğretmen öğrenci ilişkisi anlaşılmasın...O, o kadar ahlaklı ve temizdi ki, yaşam biçimi ve duruşu karşısında başka türlü olamazdınız. Onun yanında kirli kalamazdınız. Böyle bir şölen gibi, bir lunapark gibi sevdalık yaşayınca bu görkemi taşımayan her şey bir çadır tiyatrosu gibi geliyor insana...Bu ateşle yanma hali o kadar derinden, için için yanıyor ki, dönüp bir başka ölümlüyü yakmaya içi elvermiyor insanın...Yaman’la her günümüz sevgililer günüydü...Eşine bu kadar çok çiçek getiren bir adamı daha analar doğurmamıştır...Biz birçok defa sabah uyanıp birlikte gün doğumunu seyreder, ne bileyim çingene vapuruna binip sabah erken boğaz’ı turlardık.Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda eksik aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır...Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıklardaki tutku kutsanır hep...Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre sahibiz biz... "

Facebookta biri paylasmis bu yaziyi. Alip buraya koymadan yapamadim. Umarim herkes boyle bir aski tadabilir, kiyamaz, sizar, sizdirir...






Oslo'ya yaz mi geldi? 6/20/2010 08:38:00 ÖS

Bugun hava ayaklarimizi denize sokacak kadar sicakti dusunun yani. Nerdeyse temmuz oldu sadece ayak parmaklarimiz denizle temas edebildi. Gerci birkac Norvecli vardi denize giren. Ama guneslenen doluydu. Heleki ciplaklar plaji pek bi kalabalikti. Bizde merakli gozlerle uzaktan soyle bi baktik :)
Aslinda burda yaz falan yok. Burda yaz dedikleri mevsimin sicaklik ortalamasi 18 derece. 25 derecenin uzerindeki gun sayisi bir elin parmaklarini gecmez. Ama gunes ciktimi gercekten isitiyor, yakiyor.
Biz bu arada Norvec'ce kursuna basladik buyuk bir hevesle. Ama gitmek oyle zor geliyorki anlatamam. Kurstan da birara bahsederim. Neyse gecen gun derste mevsimler, hava kosullari vs isleniyor. Bazi Norvecliler soyle dermis: "Vi har bare to årstder i Norge- en hvit vinter og en grøn vinter!". Turkcesi su: Norvecte sadece 2 mevsim vardir- beyaz kis ve yesil kis!". Yani kimse kendini kandirmasin bu memlekette yaz falan yok!

Yetmis! 6/13/2010 10:39:00 ÖÖ

70 kilo oldum sonunda. Bugunler de geldi, bakalim nereye kadar gidecek boyle. Rejim yapacak halim yok, normal normal yiyorum. Sadece daha gec doyuyorum. Yani porsionlarim buyudu. Onun disinda daha fazla abur cubur yemiyorum veya asermiyorum. Ozel birsey istemiyor yani canim ama kilolar gelmeye devam ediyor. Bunu takmiyorum ama napalim artik ne yapip ne edip zayifliycam. Ilk once sag salim bi dogurayimda ondan sonra dusunurum dimi :))

Yogaya basladim bu arada, hamilelik yogasi. Haftada bir gun gidiyorum. Iki hareket yapip, bes nefes alip, iki saat yatiyoruz. Henuz dogumda ne faydasi olacagini anlamis degilim ama bi zarari olmadigi kesin. Mola vermis gibi oluyorum, iyi geliyor.

Bu arada cildim cok kotu. Internette bircok yerde okudum, hamilelikte cildin yaglanmasi sivilcelerin artmasi normalmis diye. Bunu ne kadar takmamaya calissamda olmuyor. Aynaya bakmak istemiyorum.

Bunlar disinda biraz alinganlik soz konusu. Normalden cabuk bozulup aliniyorum sanirim ama sorun yaratmiyorum :)

Artik calismak istemiyorum sanirim. Havalar da isindi ya iyice konsantrasyonumu kaybettim. Yavas yavas baska seylere konsantre olmak istiyorum. Ne biliyim iste, biran evvel su ev isini halledip (hala ariyoruz da, maceralarimizi sonra yazarim) odasini yapmak falan istiyorum. Bilmiyorum erken mi daha?

Norvec'te hamile olmak 6/03/2010 12:34:00 ÖS


Yazcam demistim, yaziyorum. Norvecte hamile olmak nasil birsey diye. Burda nerdeyse hicbir kontrol yapmiyorlar. Turkiyedeki gibi jinekologunu secip gidemiyorsun. Ha aslinda gidersin ama parasini vererek. Turkiye'de de hicbir sey bedava degil biliyorum ama saglik sigortasi falan oldugu icin sorun olmuyordu. Burda illa aile doktoruna gideceksin. Ancak o seni yonlendirirse, jinekologa o zaman gidebiliyorsun. Ilk ogrenip de kendisine gittigimde en azindan tespit icin bir ultrasona gonderir diye dusunmustum ama nafile. Sadece 16-18 hafta arasinda hastanede bir kontrol oluyor o kadar. Ayda bir rutin kontrole cagiriyor. Her cagirdiginda idrar ve kan ornegi aliyor. Seker, demir vs. kontrolu yapiyor. Bir de yuzyil oncesinden kalma aleti ile bebegin kalp atisini dinliyor. Annemle konustum. O bana hamileyken de yapilan kontrol buymus!

Ben tabiki ozel doktora gittim, ultrasonla bazi kontrolleri yaptirdim. Ama ornegin Turkiye'de yasin ne olursa olsun yaptiklari ikili test, uclu test gibi testleri yaptiramadim. Parasiyla yaptirmak istedim onu bile yapmadilar. Arkasindaki mantik suymus; eger sen cocuk yapmayi istiyorsan o zaman tum riskleri ile beraber bunu kabul etmis olursun! Kaderine teslim ol, ve onu yasa! Ultrason da hobiymis, yuzde 100 dogrulugu olmadigi icin tibbi gecerliligi de yokmus. 

Bir de burda jordmor dedikleri, midwife yani bizim bildigimiz ebeler var. Onlara da gidebiliyorsun. Ebeler doktordan daha ilgili ve bilgili. Ama yaptigi soyledigi cok farkli birsey yok. Sadece gittiginde sana daha cok vakit ayirip, bazi farkli tavsiyelerde bulunuyor. Mesela benim ebenin tavsiyesi ile bugun yogaya basliyorum. Heyecanliyim :)

Guzel yanlari da var tabi. En basiti ise istedigimi giyip gidebildigim, sokaklarda kimsenin umurunda olmadigim icin rahat rahat takiliyorum. Is yerinde bana iyi davraniyorlar :) Fazla is vermemeye calisiyorlar. Gerci bugune kadar essek gibi calistigim yeter de artar. Dogumdan sonra 10 ay izin var, yuzde 100 maasla. Eger istersen %80 maasla 12 ay da alinabiliyor. Babaya da 10 hafta, istedigi zaman kullanmak uzere. Hatta babaya dogumdan hemen sonra 2 hafta daha izin var.  1 yasindan itibaren de yuvaya aliyorlar cocugu. Cocuk parasi ufak bir para, annenin geliri oldugu icin. Olmamasi durumunda daha fazlaymis. Yani Belcika'da Almanya'da bizimkilerin yaptigi gibi para icin cocuk yapmaya degmez.

Simdilik bu kadar, tecrubelendikce daha da yazarim bakalim. Yine ayaklarim sisti galiba, ayakkabi daraltmaya basladi :)



 

BERGEN acilarin sehri... 5/21/2010 01:51:00 ÖS

Yilin 360 gunu yagmur yagip insanlarini intihara surukleyen sehir, Bergen. Ama cok sirin, cok guzel bir sehir. Biz yagmur yagmayan yilin 5 gunun, 2sine denk geldik. Bu inanilmaz bir sans tabi. Ve o kadar gunluk guneslik olmasi daha da inanilmaz. Herhalde annemin sansina, cunku sanslidir o. Babam, ben, Soydan bahtsiz bedeviler. Hele ki babam! yazik :)

Kucucuk guzel bir sehir. Sehir icinde cok fazla yapacak birsey yok. Eger muze merakiniz yoksa 1-2 gunde sehri bitirirsiniz. Benim en hosuma giden kisim, finikulerle 320m yuksege cikmak oldu. Tepeden sehri seyretmek cok hos. Tabi bir de zamaninda Alman balikcilarin gelip yaptigi ve dunya mirasi kabul edilen evler cok guzel. Balik pazari dedikleri, her turistik sitede ve kitapcikta yazan yer aslinda 2-3 tezgahtan olusan meydanda bir yer. Ama tabi benim hic alisik olmadigim ve asla olamayacagim turde deniz hayvanlarinin yok yumurtalari, yok kendileri, kurutulmus yada marine edilmis halleri vs bulunuyor.

Bergen'nin asil olayi fyordlari. Aslinda Bergen Norvec kiyisinda cruise ile yapilan gezilerin sadece bir duragi. Biz henuz o kadar uzun cruise gezisi yapacak kadar yaslanmadigimiz icin sadece 4 saatlik bir tur aldik. Sehir limanindan bizi alip 4 saat sonra geri biraktilar. Gercekten manzaralar cok guzeldi. Insana huzur veriyor.

Biz Bergen'e Oslo'dan arabayla gittik. Cok ilginc ve guzel bir yolculuktu. 3 farkli yol var kullanabileceginiz. Biz kuzey yolundan gidip orta yoldan donduk. Bir de guney yolu var, onu bilemiyorum ama ozellikle orta yok cok guzeldi. Hardanger Fjordunun kenarindan 3-4 saat 50km hizla gidiyorsunuz ama sikilmiyorsunuz. Denizin mavisi, etrafin yesilligi, cicekler papatyalar, cok guzeldi. Fyordtan uzaklasip 15-20dk, daga dogru cikinca 2 metre kari gorup soka girebilirsiniz. Burasi devasa bir plato aslinda. Sonunda platonun ne oldugunu anladim :) Millet resmen hala kayak yapiyor. Ilgincti gercekten.
Kuzey yoluna gelince, bir diger adi tuneller yolu. Kac tane tunelden geciliyor bilemiyorum, onlarca. Dunyanin en uzun tunelide bu yolun uzerinde. Tam 24km! Insan daraliyor ama tunellerde. Bu yolda da karli daglardan geciliyor.

Bergen'e tekrar arabayla gidermiyim, yok almiyim ama pismanda degiliz cunku bir seferlik yapilabilir. Asil Oslo- Bergen arasi tren yolculugu dunyanin en guzel manzaralarini veriyormus. Bir daha Bergen'e gidermiyim, evet! Trenle gidip, ucakla donebilirim mesela :)

Buyrun size birkac photo...








Buyuyorum.... 4/28/2010 01:19:00 ÖS

Buyuyorum, bu yasima geldim hala buyuyorum, daha da buyucem insallah. Sanki olgunlasiyorum hergun, oyle geliyor bana yani. Hem aklim hem gobegim buyuyor :) Ama hala annemlerin kucuk kizlariyim. Herkes geldi gitti. Bugun annemleri yolcu ettim, ev bombos kaldi sanki. Alisiriz tabi yine. Bir sure yapip biraktigi yemeklerle idare ederek :) Guzel bir Bergen seyahati yaptik. Onu sonra yazarim. Photolarda koyucam. Gobegimle ilgili burda yasadiklarimi da yazicam, ah Norvec vah Norvec!


Rezzom geldi yanardaglari asarak. Ne guzel geldi bana da. Ozlemisim cok arkadasimi. Cok kisa geldi ama. Saymiyorum, yine istiyorum! Ama gelmez biliyorum, usudu burda o :)


Bakalim bir sonraki misafirimiz kim olacak...bekliyoruz..


Hayat devam ediyor... 4/07/2010 07:47:00 ÖS

Gidenler gidiyor ama kalanlar icin hayat devam ediyor. Kalanlar yemege, icmeye, gezmeye devam ediyor. Cok fazla bir degisiklik yok ama benim hayatimda.

Ev bakmaya devam ediyoruz hala. Ehliyetin teori sinavini gectim, zorunlu kurslarin hepsini aldim. Simdi pratik sinavicin randevu gunu bekliyorum heyecanla.

5 gunluk Paskalya tatilini evde yada evden 6-7 km uzaga acilmadan gecirdik. Cok iyi geldi, dinlendik. Ise gider gitmez bir yogunlugun icine girdik tekrar.

Bahsetmemistim daha once. Benim zorumla dansa yazildik. Haftada 1 gun gidip waltz, tango falan ogreniyoruz. Bu hafta ektik ama. Is yogun gecince aksam gercekten gidecek hal kalmiyor. Biz cok egleniyoruz aslinda ama hocalar olayi fazla ciddiye aliyor, bazen fazla geliyolar ustumuze ama olsun yine de zevkli :)

2 hafta sonra arkadasim gelecek, merakli yengec geliyor. Simdiden cok heyecanliyim. Onlar gidecek, annemler gelecek. Izin de alicam, keyif yapicam onlarla, mutluyum :)

Hamur islerinde kendimi bayagi gelistirdim bu arada. Hamur acip borek falan yapiyorum. Hatta gecen gun sekerpare yaptim. Goruntusu cok guzel oldu. Tarifi burdan aldim. Serbetini tam emmedi ama yine de lezzetli oldu. Meger serbeti doktukten sonra ustunu kapatsaymisim, cekermis ama bilemedim iste. Tecrube, hersey tecrube!

Rahat Uyu Tonje 3/30/2010 03:04:00 ÖS


Bu sabah ise gelince dun gece yarisi CEO'muzdan gelen maille cok uzuldum. Tonje sonunda pes etmis, hayata gozlerini yummustu.

Gecen sene basinda ise girdigimde kendisi ile 1- 1.5 ay ayni ofisteydik. O sonra California'da acilan yeni ofiste calismak uzere Amerika'ya yerlesti. Haftalik toplantilarimiza telefonla katiliyordu. 1-2 ayda bir de ofise geliyordu. Direkt beraber is yapmadigimiz icin cok fazla muhabbetim olmadi ama taniyordum sonucta.

Gecen sene yazin stressten zannetigi arada gelip giden karin agrisinin, onu 9 ay icerisinde olume goturen pankreas kanseri olacagini herhalde hic dusunmemisti.

Bilmiyorum acaba buraya resmini koydum diye kizarmiydi bana. Yada blog adresini veriyorum diye. Ama bence hayatinizin degerini anlamak ve yasam dolu Tonje'yi tanimak icin buyrun burdan okuyun. Son yazisinda hepimize veda etmisti zaten.

Neden bilmiyorum, dedigim gibi cok az taniyordum ama cok etkilendim bundan. Cok uzgunum. Bir kez daha hayatin degerini ve Yaratan karsisinda ne kadar kucuk oldugumu hatirlatti bana.

Kuzey Kutbu- Svalbard 3/15/2010 09:11:00 ÖS

Dun aksam kuzey kutbundan dondum. Sirketin gezisi vardi, gecen seneyi basariyla kapattik diye bizi kutba goturduler. Saka bir yana Norvecliler icin onemli birsey, aslinda benim icinde oyle. Hicbir zaman para veripte oraya gitmezdim herhalde. Gittigimiz yer Svalbard. Norvec topraklari ama Norvec gibi Schengen degil. Ayrica Ruslar da yasiyor adanin diger bolumunde. Resmen bir buzul. 2000 kisi yasiyor ve genelde madencilik yada turizmle ugrasiyorlar. Yani dusunun hem komur madeninde calisiyorsunuz hem de buzulda yasiyorsunuz. Ne hayatlar var ama dimi?Tek katli ahsap evlerde resmen 6 ay gece 6 ay gunduzu yasiyorlar. Cok ilginc birsey dukkanlara, restaurantlara hatta otele bile girerken ayakkabini cikariyorsun. Burasi Radisson otelinin girisi. Pek inanilir bi durum degil bu tabi :))


Insanlari gayet iyi, Norvecliler gibi iste. Hatta bir magazada, magazanin sahibi kadinla tanistim. Tam bir Istanbul hayrani. Her sene 2 kere gidiyormus. Hem de is yapiyormus. Svalbard'dan fog derisini Istanbul'a goturup, eldiven, sapka yaptirip getiriyormus. Turklerin el isciligi cok kaliteli diyor. Bogaza, Halice bayiliyor. Hatta nargile almis, elmali tutun de getirmis. Kocasi ile takiliyorlarmis :) Bu arada biz ordayken gunesin tekrar yukselisini kutluyorlardi. Cumartesi gecesi yemek yedigimiz restaurant-bar agzina kadar doluydu. 80lerden kalma muzikler ve bir suru sarhos Norvecli. Aslinda eglenceliydi :) Bu arada favori yemeklerini de soylemeden gecemiycem, fog ve balina...
Bizim secebilecegimiz degisik turlar vardi. Yarim yada tam gun snowmobil, kopek kizagi, buz magarasi falan. Ben kopekleri secmistim. 6 tane husky cekiyor kizagi. Biz 5, 6 kizaklik bir gruptuk. En arkadaki ve en ondeki kizaklarda calisanlar vardi. Bu arada tura cikarken her ikisi de tufeklerini aldilar. Cunku kutup ayisi tehlikesi var. Zaten hemen hemen herkes silahla dolasiyor. Her ne kadar yerlesim yerlerine pek gelmeselerde her zaman tehlike. Fotograflar icin buraya tiklayin. Buyrun bir de video...

Hatta birde burdan okuyun isterseniz Svalbard'i...

2 lahmacun 1 ayran 3/03/2010 02:36:00 ÖS

Lahmacun bol soganli, bol yagli iskender, cop sis, adana, gavur dagi, ustune kunefe, yok baklava yanina da demli cay! Offf :)

Ugrasiyoruz iste... 2/27/2010 07:16:00 ÖS

Bu aralar bir ugras icindeyiz. Buraya geleli 1 seneyi gecti ya, artik ehliyetim gecerli degil. Araba kullanamiyorum. Kullansam kullanirim tabi ama bi kazaya falan karisirsam basim dertte. Turk ehliyeti burda hicbir sekilde gecmiyor. Turk ehliyetin varsa ehliyeti olmayandan farkin yok isterden 40 senelik sofor ol. Burda ehliyet almakta zor kardesim. Bi teori test bi de pratik test var gecmen gereken. Ama bu testlere girmeden once alman gereken mecburi dersler var. Hicbir sekilde kacarin yok. Ilk yardim kursu. Karanlikta surus kursu, iste efendim uzunlari ne zaman yakarsin, ne zaman kapatirsin vs. Buzda surus kursu. Buzlu veya yazin yag dokulmus bir yere goturuyorlar seni, veriyorlar arabayi basiyosun gaza. Iste ne biliim el frenine asiliyosun aniden yada bi anda onune kartondan geyik cikiyo, sen kurtariyim derken 360 derece donmeye basliyorsun falan. Aslinda bu eglenceli. Turkiye'de olsa araba manyaklari ustune para verip giderlerdi herhalde. Ha bir de uzun yol dersi var. Isvec'e gidip geliyormusuz. Onu daha almadim. Teori testi de ayrica zor. 45 soruda 7 yanlis yapma hakkin var. Daha ilkinde gecen gormedik. Ben simdi teoriye calismaya calisiyorum. Allahtan 25 yasindan buyuyuguz yoksa baska derslerde var mecburi alinmasi gereken. Butun bunlar yaklasik TL olarak 4-5 milyar tutuyor. Cok para bir de. Genelde yeni ogrenenler 10 milyar falan harciyormus. Turkiye'de ne rahat valla. Ben kursa bile gitmemistim. Kitaba calisip sinava girmistim. Arabayi da babam calistirmisti, olmustu. Neyse su ehliyeti bi alsam cok iyi olcak, ama once kitabi elime almam lazim!


Bu aralar ikinci ugrasimizsa ev. Ev bakiyoruz. Haftasonu hobimiz ev bakmak :) Ya Turkiye'de ne rahat zevkli ismis bu. Ne biliyim ararsin ev sahibini, gelir adam sana ozel evi gosterir, ayrintilarini anlatir, herseyi sorarsin aklina gelen. Baktin ev guzel, almaya niyetlisin adamla oturursunuz biyere. Bacak bacak ustune atip cayini icerkene adamla baslarsin pazaliga, beyefendi biz memur insanlariz, paramiz bu kadar, yapmayin etmeyin, allah askina vs derken el sikisir opusur koklasirsin biter.

Burda once ilan veriyorlar. Atiyorum cumartesi gunu saat 1-2 arasi evi gorebilirsiniz diye. 50 kisi ayni anda ev goruyorsun. Her yerden her odadan biri cikiyor. Zaten sahibinden olayi yok burda emlakci. 50 kisinin arasindan emlakciyi yakalarsan 1-2 soru sorabilirsin ancak. Bu oda kac metrekare, buraya bizim dolap sigar mi falan dusunemiyorsun bile. Bu arada bir liste var, ilgileniyorsan adini yaziyorsun oraya. Ertesi gunu emlakci ariyor seni, ee ne diyorsun hemserim ilgileniyormusun cidden diye. Eger ilgileniyorsan fiyat teklifi yapiyorsun. Yanlis anlamayin pazarlik degil! Bariz bildigin acik arttirma! Ayni sekilde herkes fiyat veriyor, evin fiyati cikiyor da cikiyor. Aksama da bitiyor. En yuksek fiyati verende kaliyor ev. Yani ne eve dogru durust bakabiliyorsun, ne soru sorabiliyorsun, ne soyle yaya yaya dusunebiliyorsun, e bi de fiyatinida bilemiyorsun nereye kadar cikar, bu kadar zor mu olur ya ev almak!! Resmen sansa yani...

Ama bununda pesindeyiz bunu da halletcez insallah. Deli gibi kira veriyoruz zaten, bari biraz biriksin dimi, birde artik evde camasir makinasi is-ti-yo-rum. Medeniyete mi geldiydik diye sorup durmak istemiyorum artik kendime kardesim!

Feride Halim bana naaptiniz? 2/14/2010 09:09:00 ÖS

Biz Canim Ailem dizisinin siki takipcisiyiz burda. Eskiden Sali gunlerimizin simdi Carsamba gunlerimizin heyecani, nesesi. Butun aile fertlerini seviyorum. Hatta ailenin bireyi olmak, dizinin icine girmek istiyorum :) O kadar guzellerki. En son bolumdeki Halimle Feridenin konustugu sahne hele beni bitirdi. Dun sabah bir sekilde o sahnede calan sarki aklima geldi, boylee assk olmaaazkiii diye, basladim sarkiyi aramaya. Sarkiyi ararken sahneyi seyrettim tekrar, sonra tekrar, sonra tekrar, tekrar, hem seyrediyorum hem agliyorum, hem agliyorum hem seyrediyorum, durduramiyorum kendimi ama oyle boyle degil hungur hungur. Sonra butun gun aglamakli bir sekilde dolastim. Aklima geliyo gozlerim doluyo falan. Butun gun basim agridi, gozler zaten sis sis. Allahim niye boyle oldum ki!!! Bogaz da cok guzel gorundu zaten gozume! 

Sarki burda, sahne burda ama 5. dakikadan itibaren! Siz aglamayin ama....


Visneli Cheesecake Annem'den :) 2/02/2010 12:31:00 ÖS

2 paket Eti Burcak
2 kutu Labne
125 gr. yag
4 yumurta
1 paket vanilya
6 corba kasigi seker
2 su bardagi visne suyu
2 corba kasigi nisasta
1 paket dondurulmus visne

Eti Burcaklari un haline getiriyorsunuz. Yagla minciklayip kabinizin altina dosuyorsunuz ve firina veriyorsunuz. Rengi degisene kadar pisirip aliyorsunuz. Labne peyniri, yumurta, vanilya ve 5 kasik sekeri cirpip bunun uzerine dokup tekrar firina vererek pisirin. Sogduktan sonra da ustune cekirdeksiz visneleri dizin. Visne suyu, nisasta ve 1 kasik sekeri bulamac yapip en ustune dokun. Buzdolabinda soguduktan sonra da afiyetle yiyin.

Ben henuz yapamadim bunu. Engin Norveccemle cekirdeksiz visne, nisasta, burcak nasil bulurum onu dusunuyorum. Annem bir de limonlusunun tarifini verdi, onu da yazicam bir ara.

Hadi afiyet olsun, benim icin de goturun!

Tamam Yaaa! 1/31/2010 04:42:00 ÖS

Bu aralar uzerimde bir asabilik var, genel olarak sinirliyim, bi de cabuk kopuruyorum. Mesela gecen gun annemi hasladim bir guzel. Isteyim, calisiyorum, kendisiyle de MSNden yazisiyoruz. Iste ben uzaktayim, kardesim uzakta, naapsin o da, kendine guzel bir laptop aldi. Ordan bizi taciz ediyor :) Neyse yazisiyoruz boyle zirt diye video call aramaya basladi, tabi her zamanki gibi reddettim, bir de oyunmu oynuyoruz burda, kac kere dedim isteyken arama vs. diye bi kizdim! Kustu bana gitti, iyi bye bye diyip. Neyse allahtan kin tutmuyor annecim:) 
Gecen hafta da kardesim facebooka bir fotografini koymus, annem de ne zamandir gormuyor ya kardesimi, heyecanlanmis olsa gerek altina yorum yazmis: "ne güzel olmuş benim oğlusu babanda bende çok beğendik" diye. 30 yasindaki adami bitirmis aninda :) Dedim ilahi anne!! 
Bu arada yine Pucca'yi okuyordum bugun. Facebook yuzunden halasindan cektiklerini yazmis. Boyle dertlerim kalmadigini dusundum ve bir daha yaslandigimi anladim, yine sinirlendim tabi bu duruma. Zaten 30 yasindan sonra vucut tipim degisti, en azindan belim ince, karnim duz diye kendimi avutuyordum daha once artik oyle de avutamiyorum. Dogru durust bisey yemiyorum yine kilo aliyorum. Su icsem yariyor misali. Bi de su sivilcelerim yok mu, deli oluyorum. Gecen gun ruyamda cildim bebek gibiydi, yanaklarim da kirmizi kirmizi boyle, ay nasil mutluyum nasil. Sabahta mutlu mutlu uyandim aynada baktim, aa gercekten sanki azalmislar, bi sevindim. Ertesi gun yine bi tane kocaman pirtladi. Artik biraktim zaten onlarla ugrasmayi. Kabullendim bu halimi!
Tabi bu kadarla bitmiyor. Her sabah yanimizdaki dallama yuzunden sabahin kor vaktinde uyaniyoruz. Duvarlar ince, yan tarafin calar saatinden biz uyaniyoruz. Ama adam uyanmiyor ya. Bi gun kircam aradaki duvari, gidip ben kapatcam o saati. Her gun sabahin 5inde ve 6sinda dirrr dirrr caliyor, ama calma sesi degil, titresim sesi. Ben boyle titresim gormedim ya, sanki apartman sallaniyor. Yine bu sabah, dusunun yani pazar sabahi saat 6da nasil bir gurultu. Belli disari cikmislar, eve gelmisler evde icmeye devam ediyorlar. Bir de muzik bangir bangir, noluyo diye uyandik yine. Sabah sabah yine bir sinir harbi tabi. Neyse sonra birileri sikayet etti herhalde sustular. Hayir biz de edicezde nereye edecegimizi bilmiyoruz, herhalde polisi aramak gerek. Biz de misilleme olarak bu sabah 2 telefonu da kurduk. Koyduk cam komidinin uzerine, hem titretiyoruz hem caldiriyoruz, bir saat falan biraktik calsin. Sonra benim kafam sisti kapattim. Insallah uyanmislardir, insallah!
Istanbul'da da boyle, bi kuduz kopek vardi yandaki emlakcinin. Gecenin yarisi baslardi havlamaya uyanirdik, uyuyamazdik. Bir keresinde camin onunde butun mahalle kedilerinin ciflesecegi tuttu, boyle birsey olamaz. Butun gece mahvoldu tabi. Hatta bi keresinde karsi evin alarmi calmaya basladi ama nasil caliyor. Artik dayanamiyoruz, sabahin 5inde basladi. Alarmin markasina bakip guvenlik sirketini aradik, orasi bilmem ne hanimin evi, biz kapatamayiz, kendisinin kapatmasi gerek dediler. Iyi de belli ki kadin yok evde yada evde de hirsiz girdi, bicakladi kadini. Yok anlatamiyoruz. Polisi aradik. Onlar da biz birsey yapamayiz dedi, ev sahibi evde yokken mudahele edemezlermis efendim. E o zaman bu alarmin ne anlami var kardesim, biri bize aciklasin. Alarm caliyor ama kimse bakmiyor! Olan bize oluyor orda. Neyse boyle bir suru olay iste. Burda da aynisini yasiyoruz, bizde var demek ki duz tabanlilik ne diyim!
Daha bitmedi! 2 hafta once arabayi parkettik, bir daha da cikaramadik. Yolun kenarinda bir cukur, ustu de bir guzel karla kapanmis anlasilmiyor. Bir tekerlek hop dusmus oraya, oburu de patinaj cekip duruyor, cikmiyor. Simdi Istanbul'da olsaydik demedigimizi birakmazdik. Bir suru laf ederdik. Kalktik sozde dunyanin en medeni memleketine geldik, yine ayni sey. Neyse bugun sweet-chili soslu beyefendi 4 kilo tuz dokup 2 tane de cengaver Norvecli'nin yardimiyla cikarmis arabayi.
Ona da boyle kinayeli beyefendi dedim farkettiyseniz cunku ona da kizginim. Nolmus yani "tamam yaaa" dediysem, hani yeter gibisinden. Vay efendim nasil oyle "timam yaa" dermisim. Gittik ozur diledik yok siniri gecmemismis. Benim sinirim nolucak peki, hayret bisey! Neyse baristik mecburen tabi, napalim. Issiz bir adaya dustuk, 2 basimiza yasiyoruz, mecburuz!  

Misafir geldi gitti 1/25/2010 09:59:00 ÖS

Bize misafir geldi yine gecen hafta. Prag'dan bir arkadas ama Turk. 1 hafta bizdeydi, beraber yedik ictik, oturduk, kalktik. Hosumuza gidiyo boyle birileri gelsin gitsin. Hem bize de degisiklik oluyor ozellikle bu kis aylarinda, mutlu oluyoruz. Hem verdigimiz kiraya degiyor. Bosu bosuna 2 odali ev tutmadik yani, burda herkes tek odada yasarken. Milet gelsin diye tuttuk. Bakin boyle agirliyoruz iste yemekler falan :))






Tolga'nin cektigi birkac fotografi koyuyorum buraya. Kar kis nasil olurmus gorun diye :) Yani Istanbul'da yagan kar kar degil, soguk soguk degil. Ama iste hersey bi olay. Bazen de insan ozluyor be, heyecan oluyor iste! Ay isten erken birakirlar mi, servis gelecek mi acaba, arabayi nasil cikaricaz, yol kapanmis, kamyon ust gecide carpmis yikmis vs. vs.  Bunlar da guzel oluyor bazen ama fazlasi zarar, insan kaldiramiyor sonra... Bu arada gun batimi fotograflari cok guzel. Gercekten guzel batiyor burda gunes.

Oylesine... 1/19/2010 08:41:00 ÖS

Gecenlerde Pucca'nin bloglarini kesfettim. Bayildim kiza, cok tatli, cok akilli, cok deli, ne biliyim guzel yani. Size de tavsiye ederim okuyun. Pucca'nin bir de siir yazdigi bir blogu var. Puccaysam Gunahim Ne diye :) Bu blogu gorunce kardesim aklima geldi, bir anda ozleyiverdim cok. Kardesim de nerdeyse okuma yazmayi ogrendiginden beri birseyler karalar durur. Sigara paketi, fis, pecete artik ne bulursa. Her yerden cikar o kagitlar sonra. Bi ara hepsini toplayip bilgisayara gecireyim dedim basedemedim. Kendisine soyluyorum toparla bunlari bir yerde diye ama yok, adamin ruhu tembel !
Pucca'nin siirlerini de gorunce bugun aradim beyefendiyi, dedim hemen kendine bir blog yap, ne yazacaksan oraya yaz. Bakalim ikna edebilecek miyim? Hic umudum yok ama israrlarima devam edicem!

Buyrun size kardesimden bir parca:


Kaybolmuş güvenim
Ruhum uçuruvermiş
Kendime her dönüşümde
Yalnızlık silivermiş
Üstünde yıkılmış duygularım
Korkularım sinivermiş
Çığlığımı bastıran yağmurda
Yalanlar uyanıvermiş
Sırasını bekleyen acılar
Gün gelmiş çekilivermiş

Onemli olan bizim havamiz! 1/15/2010 05:35:00 ÖS

Gecenlerde gozume ilisti Norvec'te yasamak ile ilgili bir yazi yazmisim ve iklimden havadan sudan bahsetmisim. O postu okuyunca kendimi Kanada Kar gunlugunu tutan kisi gibi hissettim :) Muhakkak gelmistir bir sekilde size de maille falan.


Kanada' dan Kar Günlügü

12 Agustos- Kanada'daki yeni evime tasindim. Çok mutluyum. Burasi harika. Daglarin karlarla kapli halini görmek için sabirsizlaniyorum.
14 Ekim-  Kanada dünyanin en güzel yeri. Yapraklar kirmizi ve turuncuya dönmeye basladi. Dün birkaç geyik gördüm. Bu güzel hayvanlari öldürmeyi nasil düsünürler anlamiyorum. Burasi cennet olmali.
11 Kasim- Umarim yakinda kar yagisi baslar.Burayi çok seviyorum.
2 Aralik- Dün gece kar yagdi. Tipki kartpostallardaki gibi. Kartopu oynadik.
12 Aralik- Dün gece biraz daha kar yagdi. Kar makinesi ile garajin önündeki karlari temizledik. Burayi seviyorum.
19 Aralik- Kar temizlemekten yoruldum. Ise gitmek için disari çikamiyorum.
22 Aralik- Bu beyaz pislikten dün biraz daha yagdi. Yollardaki lanet buzlari eritmek için neden daha fazla tuz kullanmadiklarini anlamiyorum.
28 Aralik- Kus beyinli spiker yanilmis. Seksen üç santimetre daha yagdi. Bu gidisle karlar yazdan önce erimez.
4 Ocak- Sonunda markete gidebildim. Dönüste lanet geyiklerden biri yola atladi, arabamda üçbin dolarlik hasar var. Bu hayvanlarin hepsini gebertmeli.
10 Mayis- Florida' ya tasindim.

Bakalim ben nereye tasinicam bu gidisle. 3 haftadir -15-20 civarindaydi. Oslo disinda -29'u gordum. Ama su anda hava super, rahat rahat dolasiyoruz sokaklarda, -8 falan !



Havalar nasil olursa olsun sizin havaniz iyi olsun!

Norvec'te Irkcilik mi? 1/08/2010 09:20:00 ÖS

Ben buraya geldigimden beri Turkiye'de hic okumadigim kadar gazete okumaya haber takip etmeye basladim memleketten. Dun Milliyet'te gordum bu haber'i. Hatta ben sabah gordugumde basligi falan da farkliydi, Norvec'te insanlik ayibi gibi birseydi. Olayin oldugu yer bizim eve cok yakin, asil onemli olan o semt, Oslo'nun en buyuk acil hastanesinin dibi. Yani hastaneden cikip yurusen Tøyen'nin en uzak kosesine 10 dakikada gidersin. Hani Istanbul'da olsak, ambulans 20dk.da gelse sukrederiz ama burasi Istanbul'un 30da 1i kadar biyer, kabul edilemez bir durum cidden. Bayagi bir asabim bozuldu tabi. Aksam eve gelince basladim Norvec gazetelerini karistirmaya. Haber internet sitelerine dusmus tabi. Ama bugun en buyuk gazetesi Aftenposten'nin bas sayfasinda. Simdi hangi siteydi bulamiycam ama acil servisle yapilan telefon gorusmelerini yayinladilar burda. Sagolsun google translate yardimima yetisti tabi. Herseyi okudum haberle ilgili, yorumlar dahil. Olay su, muhtelemen hasta kadinin yaninda olanlarin Norveccesi yok yada az. O yuzden damadi ariyorlar ve o ariyor acil servisi. Ilk konusma normal. Adresi veriyor, nesi var diye soruyorlar, tam bilmiyorum, kalp krizi olabilir, ben orda degilim su anda gidiyorum ambulans gonderin diyor. Tamam diyorlar. 5dk sonra tekrar ariyor, gonderdiniz mi diye. Acil servis tekrar adresi soruyor, tekrar ayni sorular, nesi var falan diye, bu sefer tabi adam sinirleniyor, ya ne sorup duruyosun gonder su s.ktigimin ambulansini diyor. Karsidaki kari da Sir, burda s.ktiginizden yok normalinden var diyor, bizim Turk iyice deliriyor tabi. Neyse tam 9 kere ariyor ve sorun su ki adama demiyorlar ki tamam sakin olun ambulans yolda geliyor merak etmeyin. Her aradiginda ayni seyleri soruyolar, bir de en son ambulans degil polis geliyor diyolar. Sonra evdekiler ambulansa bakmaya cikiyolar, polisi goruyolar, sen niye geldin, ambulans nerde diye bagiriyor, tabi bunlarin tirsak polisi el kol hareketi, heyecan gorunce korkuyor, adami alassagi ediyolar falan. Ha bu arada  polisi arayip soyle diyolar: Biri arayip tehdit ediyor, pakistanli falan galiba, buyuk ihtimal asilsiz ihbar.




Bizim bu olaya cok canimiz sikildi tabi. Gerci ben hala bunun istisna bir durum oldugunu dusunuyorum. Ama yine de yorumlari falan da okuyunca burda da her yerde oldugu gibi ayrimcilik oldugunu dusunduk. Her ne kadar azinliklar her zaman haklidir, burda insan haklari var vs gibi soylemleri olsa da halkin hissettigi bambaska. Hatta sonradan gelen, yada yabanci anne babadan Norvecte doganlara isim bile takmislar neo-norwegian diye. Bu arada burda sarisinlara, sari-kafa diyolar, onlar da bize kara-kafa dermis meger. Ben su ana kadar hicbir ayrimcilik irkcilik hissetmedim belki de o yuzden bu kadar sasirdim bu olaya. Ama sunu ogrendim ki burda ne olursa olsun gebersen kontrolunu kaybetmiyceksin, hep sakin ve sabirli olacaksin bunlar gibi, yoksa problemin var. Su anda acil servise karsi sorusturma baslatilmis durumda burda ve yetkili aciklama yapmis her ne olursa olsun ambulansin zamaninda gitmis olmasi gerekirdi diye ama olayi yine de arastiriyorlarmis gercekten bir tehdit vs. var mi diye...

Tatil Cilginligi -2- 1/06/2010 12:25:00 ÖS

Nerde kalmistim? En son Cannes'a dogru yola cikmistik dimi ? Evet aksam Cannes'daydik. Hemen kendimize yatacak bir yer bulup kendimizi sokaga attik. Guzel bir restaurant bulup mukkemmel bir pizza ile biramizi ictik. Dolasip biraz takildiktan sonra yatisa gectik. Sabahta kahvaltimizi edip Cannes'in tepesindeki kaleye cikip sehri seyrettik biraz. Tabi ben yine biraz hayal kirikligi yasadim. Cunku son derece luks evler bekliyordum ama pek oyle degildi. Ama genel olarak temiz ve guzel bir sahil kasabasi. Eminim yazin cok farkli oluyordur tabi. Ama bu arada akliniza gelecek butun en pahali ve luks markalarin subeleri dukkanlari sira sira dizilmis Cannes'in caddelerine.



Bu apartmanlar Cannes'da dipdibe dizilmisler iste. Neyse Cannes'dan yola ciktik, rotamiz Antibes uzerinden Monaco ve sonrasinda Nice. Tam sehirden ana yoa baglanacagimiz sirada arkadan adamin teki gum diye carpti bize. Bizim tampon gitti, adamin tekerlegi patladi, farlari tamponu falan gitti. Kiralik araba tabi napicaz bilemedik. Orda bir form dolduruup tekrar koyulduk yola. Tekrar Barcelonaya gidip Avis'e arabayi birakmaya gittigimizde ogrendikki direkt 1000Euro'yu bize cakiyorlar, ancak adamin sigortasindan parayi alinca bize geri verecekler. Yapacak birsey yok malesef. Kistirdik kuyrugumuzu bacak aramiza!




Antibes'de guzel bir sahil kenti. Burdaki 2 Norvecli ozellikle cok guzel oldugunu soylemisti o yuzden oradan gecmek istedik. Ama biz pek bisey anlamadik. Neyse Monacoya gelince, dag tepe ev! Adamlarin yeri yok tabi. Daglari oyup icine apartmanlar yapmislar. Yine en luks arabalar, yatlar, dukkanlar dizilmis bu ulkenin her kosesine. Monaco'dan Nice'e arabayla gitme sansiniz olursa muhakkak sahil yolunu tercih edin. Cok guzel manzaralar veriyor. Nice guzel bir sehir. Ben bayagi begendim. Deniz kenari, dar sokaklari, genis caddeleri, tramwayi vs. Hos ve guzel. Bir gece orda kaldiktan sonra Montpeiller'e dogru yola ciktik. 3.5 saatlik yolculuktan sonra vardik. Normalde 1 gece de orda yatmayi planlamistik ama artik bi orda bi burda kalmaktan yorulduk ve hemen Barcelona'ya donmek istedik. Montpeiller guzel bir universte sehri. Guzel bir meydani ve bu meydana cikan yollardan olusuyor. Ben biraz Paris'e benzettim. Burda da bir kac saat gecirdikten sonra Barcelonaya gittik. Ve ben sanki eve donmus gibi hissettim kendimi. Barcelona'da cok mutluydum :))

Birkac fotograf koyuyorum buraya, benim gorduklerimi siz de gorun diye!

Sonuc olarak, French Riviera bir hayal kirikligiydi. Bir kohnelik, bakimsizlik vardi heryerde. Belki kis oldugu icin bilemiyorum artik. Fransizlar da ayri tabi, adam resmen ingilizce biliyo cunku dedigimi anliyo ama konusmuyor yada konusamiyor gunahini almiyim simdi. Barcelona cok guzel bir sehir insani canli tutuyor. Ve ben yaslanmisim artik kesinlikle bunu anladim. Hergun farkli bir yerde kalmak, butun gun yurumek beni cok yordu. Eskiden hangi hostel olursa olsun, uyurum derken, simdi 2 yildizli otellerde kalmak istemedim. Bana noldu bilmiyorum ama anladimki hicbirsey 20li yaslarimdaki gibi degil artik. Ne sagligim ne de beklentilerim!

Rejimin Ruhuna Fatiha 1/04/2010 10:01:00 ÖS

Tatilimizin ilk gunlerinde ne yazikki Rejim vefat etti. Kendisini elim bir kaza sonucu genc yasta kaybettik. Daha henuz 10 gunluktu. Dun aksam da yedisiydi, duasi vardi. Irmik helvasi yapip kendisini andim.

Bu arada irmik helvasi cok guzel olmustu, tam benim sevdigim kivamda :)) Sicakken ustune sade dondurma ile cok guzel gitti ;) Hemen tarifini veriyorum.

1 su bardagi irmik
1.5 su bardagi sut
1.5 su bardagi seker
1.5 su bardagi su
125 gr tereyag
Dolmalik fistik

Yagi eritip dilediginiz kadar dolmalik fistigi ve irmiki icine atip kavurmaya baslayin. Diger tarafta bir tence icinde sut, su ve sekeri kaynatin. Irmik ve fistiklarin renginin degistigini, irmiklerin artik tane tane oldugunu goreceksiniz. Iste o zaman kaynattiginiz karisimi yavasca uzerine ekleyin. Kapagini kapatin, suyunu cekinceye kadar kisik ateste birakin. Sonra kapatip biraz demlenmesini bekleyin. Iste bu kadar, afiyet olsun!




Yarin obur gun bu irmik helvasini bitirince  tekrar rejime giricem (insallah). O zaman da irademin tekrar dogusunu kutlamak icin bir browni yaparim artik :)

Norvecteki Turklerin alayi deli !!... 1/01/2010 08:36:00 ÖS

Deli dedigime bakmayin, cilgin aslinda :) Yeni yila burdaki Turk toplumu ile berber girdik. Tabi hepsi degil :) 40-50 kisilik bir grup, bizim arkadaslarin annesi babasi, onlarin arkadaslari ve cocuklari falan. Lokal diyorlar burda, bir yer kiraliyorlar, iste yemekler falan yapiyorlar, sonra icip soyleniyor falan.
Dun gece piyanist santoz de vardi yalniz :) Disarisi -15 derece icerisi yaniyor, o gobekler, o horonlar, danslar gormek gerek. Bu arada birkac Norvecli de var aramizda. Birinin karisi, onun arkadaslari falan. Allahim boylemi guzel gobek atilir, halay cekilir, Asena halt etsin kardesim!. Bi arada yemekte Norvecli hatun kalkti "Yasasin Ataturk" diye bagriyor. Bir alkis kiyamet :)) Sonra 12ye girerken sampanyalar patlatildi, havai fisekler atildi falan. Sonra da mangalda sucuk!! Nasil ama?
Ha asil neden burdakiler cilgin onu soylemeyi unuttum. Kardesim herkesmi sarki soyler ya? Burdakilerin hepsinin icinde bir turkucu bir sarkici, calgici varmis da firsat olmamis cikaramamislar. Bi tanesi Azeri turkuler soyluyo, oburu roman, biri turku, biri gitar caliyo, oburu siir okuyor, oburu Italyanca, Ispanyolca sarkilar soyluyor. Digerleri de dans ediyor ama oyle boyle dans degil. Bayagi kuraliyla adimiyla falan! Saat 19'dan 3'e kadar hic oturmadilar yaa, bu arada yas ortalamasi 60!! Pes yani! Iste bu yuzden deli bunlar normal olamaz!